Günümüzün en güzel yılları olarak 50′li yaşlar gösteriliyor. Gerçekten de doğru. 50′nin üzerindeki birçok kadın, kendini 30′larımn sonlarındaki kadınlar kadar fit hissediyorlar. Bu duy­gunun uzun bir süre kalıcılığını sağlamak için yapıcı cilt bakım­ları, akıllı makyaj seçimleri, güzel saçlar ve yumuşak fitness ha­reketleri gençliğin en önemli kaynakları olarak öne çıkıyor.

Yağ üretiminin önemli ölçüde azalmasından dolayı cilt artık 50′lerden itibaren sıkılığını ve elastikiyetini kaybediyor. Kan damarları daralıyor, bu yüzden de hücreler besin ve oksijenle yeterince beslenemez hale geliyor. Devamını okumak için tıklayın

Beslenmede uzun zamandır hayvansal gıda yerine kullanı­lan ve özellikle vejetaryenlerin vazgeçilmez besin kaynağı soya, tam 4 bin yıllık bir geçmişe sahip. Soya sütü, soya filizi ve tofu son yıllarda sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez üçlüsü. Biyolojik yapısıyla öne çıkan bir bitki olarak soya sadece besinsel değer­leriyle değil aynı zamanda bileşimindeki vitaminler ve mineral­lerle pürüzsüz bir cilt ve sağlıklı saçlar için de bir numara. Yapı­lan araştırmalar, soya tüketimleriyle batının da ilgisini çeken Asyalıların, menopoz dönemlerini neredeyse hiç şikayetsiz ge­çirmelerini ve genç görünümlerini soyaya borçlu olduklarını ortaya koyuyor. Devamını okumak için tıklayın

El kremleri, şampuanlar hatta tıraş ürünleri onun rahatlatan ismiyle insanlar tarafından güvenilir olarak biliniyor. Geçmişte ürünlerin bileşimindeki listenin son sırasında yer alan bu mu­cizevi bitki, günümüzde garantili bakımın anahtar maddesi olarak öne çıkarılıyor. Tıpkı çölde yetişen kaktüsün suyu depo­ladığı gibi aloe vera da insan cildini kurumaktan koruyor.

Uzun yıllardır bilinen aloe vera bitkisi, son yılların en gözde bitkileri arasında bileşimindeki yüksek değerli maddeler bakım ürünlerinde çok yönlü olarak kullanılabiliyor. Bilinen 3 bin aloe çeşidi arasından cilt ve organizma üzerinde etkili olan “Aloe bardadensis miller” türüdür. Gerçek aloe vera bitkisi kaktüse çok benziyor. Bilimadamları bu bitkinin şeffaf yapraklarında çok sayıda etkili madde olduğunu keşfetmişler. Vitaminler, mi­neraller, enzimler, amino asitleri ve esansiyel yağ asitleri…
Devamını okumak için tıklayın

Klasik üzüm kürünü hepimiz biliyoruz: Gün içinde tüketilen 500 gr. üzüm hem sağlıklı oluşu hem de fazla kalori içermeme-siyle özellikle diyetlerde en sık önerilen meyveler arasındadır. Ayrıca üzüm barsakları temizleyici özeliğinin yanı sıra zayıfla­tıyor ve vücuda boşaltım kolaylığı sağlıyor.

Üzüm salkımındaki her bir üzümün gerçek birer enerji de­posu olduğunu biliyor muydunuz? Bu tatlı meyve taneleri A,B,E ve C vitaminlerinin dışında fosfor, kalsiyum, demir ve magnez­yum gibi değerli maddeler içeriyor. Buna karşın bileşimindeki sınırlı yağ oranı sağlık ve güzellik için mükemmel bir kombi­nasyon oluşturuyor. Bolca üzüm tüketmenin vücudun kendi bağışıklık ve sinir sisteminin düzene girmesine yardım ederken duyu organlarının da fonksiyonlarını düzenleyecek kadar geniş bir etkisi bulunuyor.
Devamını okumak için tıklayın

Doğayla iç içe yaşayan halklar, egzotik bitkilerin güzellikleri üzerindeki etkilerini biliyor. Parlak saçlarını ve ışıldayan ciltle­rini işte bu bitkilerin güçlerine borçlular. Kozmetik laboratuvarları da onların bu doğal reçetelerinden yola çıkarak modern bakım ürünlerini geliştirme yolunu seçiyorlar. Hindistancevizi-nin yüzde 70′i yağdan oluşuyor. Ve bu yağ cildin kendi yağıyla büyük benzerlikler taşıyor. Güneşten yanmış hassas ciltleri te­davi ediyor, kurumuş saç uçlarını ve solgun ciltleri eski sağlığı­na kavuşturuyor, ellere ve ayaklara banyo yağı olarak hizmet ediyor. Kremlerin içeriklerinde yer aldığında ise pürüzsüz görü­nümlerine yardımcı oluyor. Devamını okumak için tıklayın