40′lar, kadınların zayıflıklarını ya da güçlü yanlarını iyice kavramaya başladıkları bir dönemdir. Hayatı duygularından çok mantıklarıyla yaşamayı tercih ediyorlar dolayısıyla birçok şeye daha hoşgörülü yaklaşmayı öğreniyorlar. 40′lar, aynı zamanda hormonal değişimler sonucu cildin kuru görünmeye başladığı yaşlar olarak da öne çıkıyor. Kırışıklıklar artık sadece kremlerle ortadan kalkmayacak kadar derinleşiyor. Cilt eskisinden daha solgun bir görünüme bürünüyor. Bunun nedenlerinden biri kan dolaşımının artık eskisi kadar hızlı olmaması diğeri de vücudun giderek daha az pigment üretmeye başlamasıdır. Devamını okumak için tıklayın
Esansiyel yağlı banyolar özellikle hassas ya da yüzeyinde ölü deri hücresi birikmiş ciltlerde inanılmaz sonuçlar sağlıyor. Yağ cildi kadifemsi bir yumuşaklığa kavuştururken aynı zamanda cildin kendi koruma bariyerini de yeniden güçlenmesine yardımcı oluyor. Örneğin gülyağının yumuşatıcı ve rahatlatıcı etkisi bulunuyor. Zeytinyağı ise antik çağlardan itibaren kadifemsi bir cilt için kullanılıyor. Şeftali yağına gelince; o sertleşmiş dirseklerin gizli silahı. Japon nane yağı ve ardıç, krampları çözücü etkileriyle biliniyor. Kan dolaşımını harekete geçirerek kısa sürede kas ağrılarını gidererek vücudun yeniden hareketlenmesini sağlıyorlar. Kuşburnu ekstresi ise ciltteki pigment lekelerini hafifletiyor ve ölü derileri temizliyor.